Yazar: @seyahatsanatcisi

Merhaba Artvin. Sanırım tüm güzelliğinin destansı anlatımı benim gibi gezgin ruhlu herkesi senin karşına çıkaracak ve yaylalarını adımlamaya, temiz havanı solumalarına neden olacak. Ama hem sen bu ünü hem de sana zaman ayırıp yolunu düşürenler bu güzelliklerini görmeyi fazlasıyla hakkediyor. Karadeniz sahil yolundan ilerleyip yönümüzü doğuya çevirince Arhavi selamladı bizi. Yol boyunca hissettiğim yeşil ve

Türkiye’nin güneydoğusuna, en uç noktasına uzandık biz bize. Engin dağları aşıp, dere yataklarına yoldaşlık ettik. Sanırım mevsiminde doğru seçimi bizi büyüleyici bir doğanın karşılamasına sebep oldu. Dağların arasında yemyeşil ovalar, debisi yüksek çaylar ve nehirler, rengarenk çiçekler, güneş ve kar. Büyüleyici manzaraların, mis gibi toprak kokusunun, suyun sesinin aşığıydım. Bunu biliyordum. Ama bu coğrafya bundan

Adıyaman’ın içerisinden yol süzülerek gider Kâhta’ya. Ve ilçenin merkezinden geçtikten hemen sonra artık tırmanmaya başlarsın Nemrut Dağı Milli Parkı’na… Kulaklarda Oğuz Aksaç’ın naif sesinden akan “Oy amman amman amman, burası Adıyaman; alem düşman kesilir seni sevdiğim zaman..” ezgisi ile unutulmaz aşkın özlemi kaplarken içini bir bakmışsın ki gecenin o karanlığı seni daha çok içine çeker..

Sapsarı bir şehir…

Duvarları, aynı rengin farklı tonlarında boyalı sanki.
Gözün alabildiğince estetik, içine çekebildiğince nostaljik.

Merhaba sende mi zehirlendin yoksa benim gibi seyahat virüsü ile. Panzehir arayışına mı düştün?

Tek çaren var yol arkadaşım, o da kapının eşiğinden dışarıya adımını atmak. İlk cesareti o verecek sana.