Balinaların Doğumu – Güney Afrika

Balinaların Doğumu – Güney Afrika
Balinaların Doğumu - Güney Afrika Gezisi

“Tek gerçek yolculuk aynı gözlerle, yüz değişik ülkeyi dolaşmak değil; aynı ülkeyi, yüz değişik gözle görebilmektir…”

Marcel Proust

2005

Kırmızı halılarda yürüyorum, alkışlarla ve hayran bakışlar altında…

Ego tavan, sığamıyor hiç bir yere…

Gösterdiğim hal ve tavırlar yarı Tanrıça’dan hallice…

E boru değil, Türkiye’den en başarılı Müdürlerden biri olarak gelmişim koskocaaaa World Chairman Council toplantısına… Güney Afrika’ya…

Elimde plaketler, bilmem kaç milyon dolar hacim ve bilmem kaç yüz bin kâra nasıl ulaştığımı anlatıyorum…

Tüm bunlara ömrümden bilmem kaç zamanı heba ederek ulaştığımı söylemiyorum tabii, hiç önemli değil çünkü o fanusun içinde kendime ait bir zaman kavramım yok benim, olamaz, olmamalı…

Çok gösterişli bir organizasyon, allama pullama gırla…

Dünyanın en iyileri ile bir aradayım…

Ben vazgeçilmezim, ben ben ben olmasam batar bu banka ya, batar mahvolur, iyi ki varım, hep var olacağım, ben hep en iyi olacağım, bunun için yaratılmışım ben…

Şerefe Beyler Bayanlar!

Bana kalksın tüm kadehler!

…..

2016

Tam elli dakikadır onlara bakıyorum… Balinalara… Başka hiçbir şey düşünemiyorum…

Nefes verirken çıkardığı ses, kuyruğunu suya vuruşu, yavrusu ile salınmaları…

Bu gerçek bir ritüel…

Acizlik hissediyorum, doğanın karşısında gerçek bir acizlik…

Onların dünyasında misafirim sadece…

Sonraki günler karşıma çıkan canlının bende yarattığı etkinin tarifi ve tanımı yok…

Penguenler, aslanlar, sırtlanlar, gergedanlar, filler, zürafalar, çitalar, zebralar, antiloplar…

Hayvanlar alemini görünce, bir de doğanın kendisi ile bütünleşince, insan denen varlığın gelmiş geçmiş en büyük felaket olduğunu anlıyorum…

Sadece akışa teslim olabilmenin, sadece izlemenin, gördüklerinin farkına varabilmenin, düşüncelere boğulmadan hareket edebilmenin gücünü ispatlıyor Tabiat Ana an be an…

Nefes alıyorum dedikçe yetmiyor rüzgârlarını yolluyor, sarıyor, sarmalıyor, öpüyor, okşuyor beni…

Ümit Burnu’nda olduğuma inanamıyorum…

Lesedi Köyü’nde yerlilerin davul sesleri ile kendimden geçiyorum…

Ve Table Mountain’da kollarımı açıp avaz avaz bağırıyorum…

Merhaba Güney Afrikaaaa…

Sana yeniden geldim…

Ama sen nereden bileceksin ben bu dünyaya da yeniden geldim…

Aynı ülke…

Aynı kadın…

Aynı beden…

Apayrı ve aykırı bir ruh…

Oluyormuş beyler bayanlar…

Bir hayatta yeniden doğuluyormuş…

Şerefe Mama Africa??

Sana kalkıyor tüm kadehler…

İçimdeki Yolcu

Yorumlar

Bir cevap yazın