Lüksemburg Sarayı ve Bahçesi

Lüksemburg Sarayı ve Bahçesi
Lüksemburg Sarayı ve Bahçesi Paris

Paris’te gezilecek o kadar çok yer, yapılacak o kadar çok şey var ki; seyahatinizin bir noktasında durup bir nefes alma ihtiyacı hissedeceksiniz. İşte tam böyle soluklanmak istediğiniz bir anda nereye gideceğinizi anlatalım. Güzel Lüksemburg Sarayı ve ondan daha güzel olan bahçesi.

Seine nehrinin sol yakasında, Paris’in orta yerindeki Lüksemburg Sarayı 1615 – 1645 yılları arasında kral 13. Louis’nin annesi Marie de Medicis tarafından yaptırıldı. Aslen İtalya, Floransalı olan Marie, sarayın Floransa mimarisiyle yapılmasını istedi. Hatta bunun için mimarı Floransa’ya göndererek oradaki Palazzo Pitti sarayının planlarını çıkarttırdı. Marie de Medicis, hem sarayın hem de bahçenin yapımıyla bizzat ilgilenerek sanat eserleriyle donattı.

Lüksemburg Sarayı’nın şimdiki hali malesef Marie’nin yaptırdığından çok farklı. Çünkü bu yapı, yıllarca farklı amaçlar için kullanıldı ve dolayısıyla her seferinde içinde ve dışında değişiklikler yapıldı. 1750 yılına kadar kraliyet sarayı olarak hayatına devam eden Lüksemburg Sarayı bu tarihten sonra bir sanat müzesi olarak kullanıldı. Bu yüzden 1793’te açılan Louvre Müzesi’nin öncüsü olduğu söylenir. Fransız devrimi sırasında hapishane olarak kullanılan Lüksemburg Sarayı, devrim sonrasında da senato binası ve Napolyon Bonaparte’ın evi oldu. 2. Dünya Savaşı sırasında da işgalci Alman Hava Kuvvetleri’nin karargâhı olarak kullanıldı. Günümüzde ise Fransız Senatosu’na ev sahipliği yapıyor.

Sarayın hemen bitişiğinde şimdi senato başkanının evi olan Küçük Lüksemburg binası, biraz yakınında eskiden sarayın serası olan Lüksemburg Müzesi yer alıyor. Sarayın güney kısmında ise çakıl patikaları, çimlikleri, ağaçları, çocuk parkları ve havuzlarıyla 23 hektar büyüklüğündeki Lüksemburg Bahçesi var.

Lüksemburg Bahçesi, Paris halkının en sevdiği parklardan biri. Ağaçlar ve birbirinden güzel çiçeklerle bezeli bu bahçe, özellikle bahar aylarında ağaçların da çiçek açmasıyla muhteşem bir havaya bürünüyor. Elma, armut ağaçları; orkide ve gül bahçeleri içinde gezinirken parkın huzurunun içinize işlediğini hissedeceksiniz.

Marie De Medicis’nin saraydaki sanat merakı bahçeye de taşmış olacak ki birçok heykel bulunuyor burada. Zaten yine parkta bulunan Medici Çeşmesi de başlı başına bir sanat eseri gibi.

Fransız ve İngiliz bahçeleri diye ikiye ayrılan Lüksemburg Bahçesi’nin tam ortasında sekizgen şekilli bir göl bulunuyor. Göldeki model tekneleri kiralayarak uzaktan kumandayla yüzdürebilirsiniz. Parkta kafe, konser sahnesi, tenis kortları, kukla tiyatrosu, çocuk parkı da var. Çoluklu çocuklu ziyaretçisi çok olsa da Lüksemburg Bahçesi sakin atmosferiyle biliniyor. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp ağaçlar arasında dinlenmek ya da peynir, baget ekmek ve şarabınızı alıp bir Parisli gibi piknik yapmak için enfes bir yer. Bir de bir konsere denk gelirseniz çok keyifli anılarla ayrılabilirsiniz bahçeden.

Halka açık olan Lüksemburg Bahçesini gün boyu ziyaret edebilirsiniz, sarayı görmek içinse önceden rezervasyon yapmanız gerektiğini belirtelim.

Hato der ki

Yorumlar

Bir cevap yazın